gülseren budayıcıoğlu kral kaybederse oku
Camdaki Kız, Masumlar Apartmanı, Kırmızı Oda başta olmak üzere pek çok kitabı televizyona uyarlanan Gülseren Budayıcıoğlu'nun, Kral Kaybederse kitabı dizi oluyor. Yıllar sonra ilk kez beraber aynı projede yer alacak ikilinin, Kaybederse dizisinde hangi karakterleri canlandıracağı ise henüz belli değil.
Kral Kaybederse kitap özeti, konusu ve karakterleri kitabı okumak isteyen pek çok okuyucu tarafından merak edilerek araştırılmaktadır. Psikiyatrist Dr. Gülseren Budayıcıoğlu tarafından kaleme alınan bu eser, pek çok okuyucunun derinden etkilenmesine neden olmaktadır.
Kral Kaybederse geliyor. Gülseren Budaycıoğlu, bir süredir yeni dizi projesinin üzerinde çalışıyordu. Yine OGM Pictures tarafından hazırlanan dizinin adının Kral Kaybederse olacağı iddia edildi. 2021-2022 sezonunda ekrana gelmesi planlanan Kral Kaybederse dizisinin Star Tv ekranlarında olacağı iddia ediliyor.
Birliktesatın alacağınız ürünleri seçin. Bu ürün: Kral Kaybederse. yönetmen/yazar: Gülseren Budayıcıoğlu Kağıt Kapak. 40,95 TL. Stokta sadece 5 adet kaldı. yakala tarafından satılır ve Amazon Fulfillment tarafından gönderilir. 25,00 TL üzerindeki siparişlerde kargo BEDAVA. Günahın Üç Rengi: Madalyonun Öteki Yüzü.
Veo beklenmedik mağlubiyet, kralın tahtını en sağlam yerinden sarsacak. Psikiyatrist ve yazar Gülseren Budayıcıoğlu’nun 2015 yılında yayımlanan eseri Kral Kaybederse, kendini daima doruklarda gören bir avcının avı yüzünden nasıl uçurumun eşiğine gelebileceğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.
Site De Rencontre Maroc Pour Mariage. IŞIL CİNMEN icinmen Kadınları şıp diye tavlayan birkaç erkek tipi vardır. Sonunda yanacağını bile bile kadınlar onlara kapılır. Adamı “düzeltecek” kadının kendisi olduğuna hemen inanır. Oysa o adamların kalbine giden haritalar çok siliktir. Kadın ne yaparsa yapsın yolu bir türlü bulamaz. Ne kalbe giden yolu, ne de artık çıkış yolunu... O, bağlanmadıkça ona daha çok bağlanır. Çoğunlukla hikayenin finalinde de sahnede sadece göz yaşları, bitmek bilmeyen aşk acısı ve kırılmış gurur kalır. Erkek ise başka bir kadının sahnesinde oyuna çoktan başlamıştır. “Kral Kaybederse” ise avına av olan bir avcının hikayesini anlatıyor. Madalyon Psikiyatri Merkezi’nin kurucusu Psikiyatrist Dr. Gülseren Budayıcıoğlu, yıllardır biriktirdiği deneyimiyle, doruktan aşağı inmeyeceğini sanan bir erkeğin bir kadın yüzünden yuvarlanışını, kendini sevilmeyeceğine inandırmış mutsuz bir kadının da trajik hayatı içinde avken nasıl avcı olduğunu yazmış. Bu kurgu değil; gerçekten yaşanmış bir hikaye. Budayıcıoğlu, birbirlerinin hayatını –bence- mahvetmiş iki danışanının yaşamından yola çıkarak yazmış Kral Kaybederse’yi… Kazanova’mızı şöyle anlatıyor “Pek çok kadının gönlüne taht kurmuş bir kraldı o. Uzun süre ne kendi inandı tahttan indiğine, ne de kadınlar. Ama bir şeylerin değiştiğini yine de ilk hisseden kadınlar oldu; ona yıllarca köle gibi itaat eden kadınlar…” Bakalım bu nasıl olmuş. Başlıyoruz. Kitabı okurken etik bir endişe duydum. Onların yaşadıklarını yazarken onlardan izin aldınız mı? Bu kitabı yazarken kimseden izin almadım. Zaten biri öldü Kenan ve onun en büyük isteği benim bu kitabı yazmamdı. Fadi Kenan’ın sevgilisi ise şu an yurtdışında. Umarım Handan Hanım Kenan’ın eşi ve Fadi kitabı okur. Peki, Fadi’den sonra Kenan’ı tedavi etmeniz doğru muydu? Benimle ufak sorunlar yaşayan kişilerin psikiyatrı oldukları için benim danışan olmamı kabul etmeyen üç psikiyatr var! Siz neden kabul ettiniz? Biz genelde almamayı tercih ederiz. Tercih bana kalsaydı almazdım. Kenan’ı danışan olarak almamak için gayret ettim ama beceremedim. Kenan reddedilme korkusuyla bana gelirken bir de ben onu reddedemedim. Fadi de, Kenan’da tesadüfen sizin danışanınız oldu. Psikiyatrik süreç boyunca Kenan’a Fadi’nin de doktoru olduğunuzu söylediniz mi? Hayır, söylemedim. “KADININ, HİÇBİR KADININ YAPAMADIĞINI YAPMAK GİBİ BİR HAYALİ VARDIR” Neden çoğu kadında arıza erkeklere aşık olma eğilimi var? Kenan gibi... Kadın, bir erkeği seçerken iç dünyasıyla seçer. Özellikle aşk ve aşka bağlı evlilik kararları akılcıl değildir. Fakat kadının “hiçbir kadının yapamadığını yapmak” gibi bir hayali vardır. Kadının kendini kanıtlamaya ve kendine güvenmeye ihtiyacı var, erkeklerden farklı alanlarda... Fadi, o kadar aşağı yerlerden geliyor ki, ancak Kenan gibi biri onu severse kendini değerli hissedecek, kimsenin yapamadığını yapınca kendine güveni gelecek. Bu da bilinçdışından kaynaklanıyor. “BİLİNÇDIŞI, MİT GİBİDİR” Bilinçdışını bir yer olarak anlatsanız, nasıl bir yer olurdu? Milli İstihbarat Teşkilatı metaforu doğru olur çünkü bilinçdışı fişler bizi. Her şeyi kaydeder; yanlış bir şey yaparsan silinmez bir kalemle, büyük harflerle yazar. İnsanlar bu anılara tahammül edemedikleri için onları buzdağının altına yani bilinçdışına iterler. Arıza erkeklere aşık olan kadınlar aldatılacaklarını bile bile neyi kanıtlayamaya çalışıyorlar? Kadın aldatılacağını bilir ama bambaşka mekanizmalarla kendini kanıtlamaya çalışır ve o adamı düzeltebilme ihtimaliyle iç huzurunu sağlamayı ister. Aslında kadın iç huzurunu erkekte aramaz bence. Onu kullanarak kendi içindeki özgüven eksikliğini tamamlaya çalışır. Haklısın. Diyelim ki Fadi, Kenan’la evlenseydi ne olurdu? “BU TİP ERKEKLER TAHTTA OTURDUKLARI SÜRECE DEĞERLİDİR” Kenan’dan kendine koca yapsa onu tahtından indirirdi diye düşünüyorum. Bu tip erkekler, elde edilemediği ve ona birçok kadın tarafından talep olduğu sürece yani tahtta oturdukları sürece kadın için değerlidir. Kadın, iç dünyasındaki eksiği tahttaki o adamla tamamlayabilir. Kadın, ancak iç dünyasındaki o eksiği tamamlayabilirse başka bir erkekle sağlıklı bir sevgi kurabilir ve keyifli bir ilişki yaşayabilir. Yaygın görüşe göre bu tür ilişkilerde kullanılan kadındır; görünen düzeyde erkek cinsel olarak kadını kullanır. Oysaki kadın da adamı duygusal eksiğini tamamlamak için kullanıyor. Bu çift taraflı bir çıkar ilişkisi, değil mi? Çok doğru. Bu nedenle de ilişkiler yürümüyor. “ARKADAŞLIK CİNSELLİĞE KOLAYCA BAĞLANABİLİYOR” Bağlanamayan, Kenan gibi erkekler çok sık karşımıza çıkıyor. Sevişelim hemen bitsin’cilerin bu kadar çoğalması yaşadığımız dönemle ilgili olabilir mi? Neden böyle oldular? Başka bir kuşak doğdu. Benim kuşağımın içine doğduğundan çok farklı bir dünya yaşıyorlar. Değişen teknolojiyle birlikte insanlar, örfler ve adetler de değişti. Değişim, insan ruhunu da etkiler. Şimdi her şey, herkes için o kadar var ki. Eskiden aşk, ulaşılmadı. Hala da öyledir. Mutlaka bir ulaşılmazlık, gizem olmalı ki aşk doğabilsin. Boşanmak, kınanan ve insanları zor durumda bırakan bir olguydu. Erkeğin karısını aldatması bütün itibarı kaybettirirdi. Kadının aldatması hayal bile edilemezdi. Günümüzde herkes birbiriyle arkadaşlık edebiliyor ve bu arkadaşlık kolayca cinselliğe bağlanabiliyor. Cinsellik gizemini kaybetti. Durum böyle olunca ilişkileri sağlam tutabilmek çok zor. Yine de bunu yapabilenler var. Bu tip erkeklerden kurtulamamak Stockholm Sendromu gibi mi? Kadının iç dünyası erkeklerden çok farklı. Kadın hiçbir zaman saygın ve özgür olamamış. Tarih boyunca çok acı çekmiş. Bu yüzden ancak erkek önemli biri olursa, verdikleri değerli oluyor. Mazoşist bir yan var. Kadının ya suçluluk duyguları vardır ve kendini cezalandırıyordur ya da aşağılık kompleksleri vardır. Kadının her zaman duyguları daha yoğun ve karmaşıktır. “KADER DEĞİL, KARAR” Sürekli bu tür ilişkiler yaşayan kadınlar bu tercihlerini nasıl değiştirir? Bu kader mi? Asla. Bu kader değil, karar. Nasıl fark edecek bunun kader değil, karar olduğunu? Tekrar eden motifi görerek! Buna “kader motifi” diyorum. Ama kendimizi fark ederek değiştirebileceğimiz bir motif. GELECEKTE YAŞAYACAKLARINIZI FALCI GİBİ GÖREBİLİRSİNİZ Motif ne demek? Geçmişte yaşadıklarımız bir motif çıkarır ve onu tekrar tekrar örerek kocaman bir yatak örtüsü çıkarır. O motif sağlıklı değilse, hatalıysa sürekli tekrar ettiği için yatak örtüsü de hatalı olur. İnsan doğru yolu motiflerini değiştirerek bulur. Önce kendisinde ve ilişki şeklinde bir şeyleri değiştirecek ki hayatında bir şeyler değişsin. İnsan isterse gelecekte yaşayacaklarının büyük kısmını bir falcı gibi görebilir ve değiştirebilir de... Tekrarlanan motifi fark ederek geleceği görebilir. Ama motifin ne olduğunu nasıl fark edecek? Önlerindeki 20-30 yılda nasıl yaşayacaklarını terapistle görebilirler. Bizim ülkemizde her insanın psikoterapiste gitme şansı ne yazık ki yok. 40 yıldır bu işi yapıyorum ve öğrendiklerimi öteki tarafa götürmek istemiyorum. Psikoterapiye gidemeyen insanlar, bu kitabı okuyarak kendilerini keşfetsinler istiyorum. Bu işi dünyada ilk kez Irvin David Yalom yaptı; o örneklerini daha kısa yazar örneklerini ama ben insanların iç dünyalarındaki pek çok şeye dokunabilmek için daha edebi yazıyorum. Motif kaç yaşında yaşadıklarımızla şekilleniyor? İlk 6 yaşta ve ergenlikte pek çok şeyin etkisiyle bilinçdışı bir motif oluşur. Hayatın ona getirdikleri ve onun hayata verdikleriyle oluşan keskin bir motif. “BİR KERE TERK EDİLEN HEP TERK EDİLİR” Yani bir kere terkedilen biri, motifteki hatayı fark etmezse tüm ilişkilerinde mi terk edilir? Birisi bir kere terk edilmişse muhtemelen hep terk edilecektir. Terk edilen, “her şeyi doğru yaptım, ona saygı gösterdim, elimden geleni yaptım ama sonuçta ben terk edildim” diye isyan eder. Sonra “Bu kişi doğru kişi değildi. Bundan sonraki ilişkimde yine aynı davranacağım ama bu sefer yürüyecek” der fakat asla yürümez. Neden? İşte bu “Neden?” sorusunu kişi kendine sorabilse keşke... İnsan ruhu karmaşıktır. Doğruyu yanlışı ayırt edemez. İlişkilerde doğru sandığımız birçok şey yanlıştır. Belki doğru olduğunu düşündüğünüz şeyleri yaptığınız için terk ediliyorsunuz. Kişi önce “Ben ne yapıyorum?” diye sormalı. “Neyi değiştireceğim?” sonra gelir. Aşk ve ilişki başka türlü bir sanat. Dantel örmek, ipek elbiseyi ütülemek gibi... Fark ettiysen hep iyiler terk edilir. Neden? Sıkıcı olabildikleri için mi? Çünkü onlarla olmak kolaydır. 50 Lira’ya pazardan aldığınız ayakkabıyla, 5 bin Lira’ya aldığınız markalı bir ayakkabıyı evde koyduğunuz yer bile değişiktir. İLİŞKİNİN İPİ KİMDE? İnsanları ve ilişkileri ayakkabıya mı benzetiyorsunuz? Durumu anlamayı kolaylaştıracak bir metafor olarak bu örneği verdim. Hepimiz kendi değerimizi kendimiz biçeriz. İnsanlar hesapları yanlış yapıyor. Güzelse ya da zenginse yeterli olacağını düşünüyor. Kral Kaybederse’deki Fadi, pazardan alınan bir ayakkabı ve kendisi de bunu kabul ediyor, kendisini öyle görüyor. Bu komplekle açığı kapatmak için durmadan hizmet ediyor ve Kenan’ı kral yapıyor. Adam da, “evdeki kadını boşayıp da bununla mı evleneceğim” diyor. Ama Kenan’ın düşüşü de Fadi’nin elinden oluyor; Kenan, Fadi onu terk edince bir kuyuya düşüyor ve her şeyini kaybediyor. Onu terk ederek, sizin deyiminizle, pazardan alınan ayakkabıyı Kenan’ın gözünde marka ayakkabı mı yaptı yani? Aslında yapmadı. İlişkiler de kazanmak ve kaybetmek terimlerini kullanmak zorundayız. İlişkilerde kazanan taraf olmak çok önemli çünkü kazanan isterse ilişki bitiyor, istemezse bitmiyor. Bu hikayede uzun süre ip Kenan’da. Fadi’nin onu terk etmesi tahttan inmesine neden oldu çünkü kendine olan güvenini bitirdi. Adam hayatında hiç terk edilmemiş, “O kim ki beni terk edecek” diyor. “KADIN, ZAYIF ERKEĞİ AFFETMEZ” Kendine güvenini yitirmesiyle başka kadınların da ona ilgisi azalıyor. Neden? Zayıf erkeği kadın hemen fark eder ve asla affetmez, gözünü oyar. Neden? Kadının tarihinde yüzyıllarca kölelik vardı, yüzyıllarca kadın hayvandan sonra geldi. Oralardan buraya gelmişiz ama bugün kendimizi çok güçlü hissetsek bile kolektif bilinçdışımızda yüzyılların izi hala durur. Kadınların kendine tam olarak güvenmesi zamana bağlı. Erkekler bu zamanı çok güzel kullanmışlar ve yıllardır tahttalar, biz de aşağıda köle... Teknoloji geliştikten sonra arada bir fark kalmadı. Şimdi kadın ve erkek eşit... Ama kadın, tüm geçmişte güçlü erkeğe sığınmak zorunda kalmış. Bu bilinçdışımızda hala yazılıdır. E ama o zaman dominant ve kendisinden güçsüz erkeklerle birlikte olmayı tercih eden kadınları nasıl açıklayacaksınız? Bunun temelinde mutlaka başka bir şey oluyor. Dominant bir erkekle birlikte olunca dominantlığından vazgeçmek zorunda kalacağını düşünüyor olabilir. Doğrusu akılcı bir yol... Ama kadınlar genelde güçlü erkek severler. Zayıfladığını gördüğü anda da cezasını keserler. Kenan’ın başına da bu geldi. “BU BİR BAŞARISIZLIK ÖYKÜSÜ” Kenan’ın hikayesi çok zenginken sonunda huzurevinde hayatını kaybeden bir adamın başarısızlık hikayesi. Ve siz 20 yıldan fazla onun terapistiydiniz. Bu sizin de başarısızlığınız sayılmaz mı? Evet, bu bir başarısızlık öyküsü... Ben bu danışanımla 25 yıl uğraştım ve onu düştüğü çukurdan çıkaramadım. Ama psikiyatride her şeyi karşılıklı yapabilirsiniz; Kenan aslında benim onu kurtarmamı istemiyor, kendini cezalandırıyor. Bir yandan da kadınlarla ilişkilerinde kendini çok suçluyor Suçluluk duygularıyla süratle dibe düştüğünü görebiliyordum. Yüksek sesle “haklıyım” diyor ama içindeki ses, “Sen bu kadınlara çok acı çektirdin, suçlusun” diyor. Çabalarım boşa gitmemiş. Ayılmasını sağlamışım ama ben bunu çok geç öğrendim. Kitapta kendi duygularımı da açık açık yazdım. Kral Kaybederse’de siz de psikiyatrist olarak kendi iç hesaplaşmanızı mı yaptınız? Evet, okuyucular en çok kendimi açıkça anlatmamı ilginç buluyorlar. Okurken sizin Kenan’a aşık olduğunuzu düşündüm. Diğer hastalarıma çok daha yakın davranırım. Kenan’a yakın davranamadım, çok korktum. Alanında yani kadınlar konusunda çok profesyonel... Biraz yaklaşsanız ne yapacağı belli değil. Çok gösterişli biri ve belli bir yerde durmak zorunda hissediyorsunuz. Bu nedenlerle çok yakın olamadım. YEDEKLİ YAŞAMAK İSTEYEN ERKEKLER... Eşiniz bu kitabı okudu mu? Yaşıyor mu? Hayır, kaybettim. Ama Kenan’la çalışırken yaşıyordu. Kıskanıyor muydu? Hayır, zaten Kenan’la tanışıyorlardı. Yanına beraber gittiğimiz oluyordu. Benim eşim de en az Kenan kadar yakışıklı ve havalı bir adamdı. Kenan, Handan’ın evi için “soğuk hava deposu, kasvet yüklü” diyor. Bütün bunlara rağmen ondan neden vazgeçmiyor? Hep yedekli yaşamak istiyor. En büyük korkusu yalnız kalmak çünkü içinde doldurulamayan bir boşluk var. O nedenle hep birilerini bulunduruyor. O da hayatını kadınlarla bütünlemeye çalışıyor. NARSİZM, DİBİ DELİK BİR KUYU YARATIR Kenan gerçek anlamda kimseyi sevmedi mi? Sevmedi. Yani, Fadi yüzünden ölse de sevdiğine inandıramadı mı sizi? Fadi için hiç “Seviyorum, aşığım” demedi. Sadece “Bana iyi bakıyordu” diyordu. Yaşadığı duygular narsizmin yarattığı dibi delik bir kuyu gibiydi; içine attıkça, akıttıkça boşalıyordu. Zaten onun sevgisine inanmayan Fadi’ydi çünkü Kenan’ın ciğerini biliyordu. Fadi, onu kabul etseydi değişen hiçbir şey olmayacağını söylüyordu. Kenan sistemine geri dönecekti; hem eşi, hem Fadi, hem başka kadınlar olacaktı. Kenan hayatta kimseyi mi sevemedi yani? Evlat edindiği Vedat’ı sevmişti. KADIN OBEZİ ERKEKLER BOŞLUKLARINI KADINLA DOLDURMAYA ÇALIŞIR Kenan’a “kadın obezi” diyebilir miyiz? Evet, onun da boşluğunu doldurmak için buna ihtiyacı var. Huzurevinde ölüm korkusu bile geçiyor ki narsizimde bu çok yüksektir. Bambaşka bir ruh haline girdi ve huzuru yakaladı. Kadınların bunalımdayken saç kesmesiyle ilgili yazdıklarınız beni şaşırttı. Bunalımdayken saçlarını kestirmek sembolik olarak kendini kesmeyi ve intiharı mı çağrıştırıyor? Genelde bunu kadınlarda daha çok görürüz ve bu intiharı simgeler. Dışarıdan stil yaratmaya çalışıldığını zannederler ama öyle değildir. Depresyonun belirtisidir ve psikiyatristleri harekete geçirir. “PSİKİYATRİSTE DELİLER DEĞİL, AKILLILAR GİDER” Psikiyatriste deliler mi gider yoksa akıllılar mı?Psikiyatriste deliler değil, akıllar gelir. Ortalama popülasyonun ortalamasının daha üstünde insanlar gelir çünkü biri kendi kararıyla geliyorsa problemi olduğunun farkındadır. Son yıllarda hiçbir sorunu olmayan insanlar da gelmeye başladı çünkü kendilerini tanıyıp, gelişmek istiyorlar. Psikiyatrik hiçbir sorunu olmayan bir hastam var. Yüksek bir kariyeri, şahane bir eşi ve çocukları var ama kendini tanımak istiyor. İlk seansta, “Toplumda bizim gibilere ne deniyor?” diye sordu. Ben de, “Bir eli yağda bir eli balda deniyor” dedim. “Lütfen sonraki kitabınızda bizi yazın, biz de perişanız” dedi. Toplumun geneli, “İnsaf! Sen böyleysen biz ne yapalım” diyor. Halbuki o da insan ve sorunları var. Başarıyla birlikte iç huzuru istiyor. Ben şöyle düşünüyorum Herkesin bir acı kapasitesi var. Çok acı bir olay yaşasanız da genele göre önemsiz bir sebeple acı çekseniz de acı kapasiteniz belli ve küçümsenmemeli. Çok güzel söyledin. Bunu danışanlarıma anlatmak için birkaç seans harcıyorum. İnsanlar, önemli sorunları olmayanların daha az acı çektiği yanılgısına kapılıyorlar. Daha çoğu, daha azı elbette var. Ama her şeyi olan insanlar da acı çekebiliyor. Acı, acıdır. Boş Ders bitti, ciddi konulara dönüyoruz!
Kral Kaybederse Kitabı Konusu Nedir? Kıvanç Tatlıtuğ ile Beren Saat’i tekrar aynı projede bulundurması planlanan Kral Kaybederse kitabının konusunun ne olduğu merak edilenler arasında yer aldı. Kenan isimli esas roman kahramanının çocukluk çağlarında aldığı yaralardan, yıkımlardan ve çaresizliklerden dolayı ilerleyen yaşlarında da bunun etkisi altında olduğu görülüyor. İlişkilerinde hep bağımlı bir kişilik bozukluğuna sahip olan Kenan karakterinin narsistik kişilik bozukluğunu da beraberinde taşıdığı yetişkinliği, bir aşkın da bertaraf olmasına neden oluyor. Çocukluk çağından yetişkinlik çağına kadar geçirdiği süreçteki şartlarını bir bir anlatan roman, bir psikiyatri kliniğine gelmesi ile yeniden gözden geçirerek okuyucuya tasvir ediliyor. Gülseren Budayıcıoğlu’nun “Kral Kaybederse” Kitabı Neyi Anlatıyor? Gülseren Budayıcıoğlu’nun “Kral Kaybederse” Kitabı Neyi Anlatıyor?Son birkaç yıldır psikoloji temelli romanların, filmlerin ve dizilerin rağbet görmesi ile birlikte ülkemizde de bu talebe olan arz da aynı oranda yükseldi. Özellikle ülkemizde uzman bir psikiyatr olarak da yakından tanınmaya başlanan ve Masumlar Apartmanı, İstanbullu Gelin, Kırmızı Oda, Doğduğun Ev Kaderindir, Camdaki Kız gibi hikayelerin ekrana taşınmasında katkısı bulunan Gülseren Budayıcıoğlu’nun eserlerinden biri de Kral Kaybederse olmuştur. 1947’de hayata merhaba diyen Budayıcıoğlu esasında sunucu olarak da tanınan ve son yılların en sık konuşulan isimlerinden biridir. Yayınladığı romanlardaki hikayelerle televizyon yapımlarına farklı bir soluk getiren Budayıcıoğlu, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş uzman ve ardından Hacettepe Üniversitesi’ni bitirerek uzman psikiyatrist unvanı kazanmış bir isimdir. Hatta öyle ki kendi kliniği bulunan Budayıcıoğlu’nun romanlarında konu edindiği gerçek hayat hikayeleri oldukça ciddi bir talep görmüştür. Bu romanlarından biri de son günlerde çok konuşulan Kral Kaybederse isimli romanıdır. Son günlerde yayınlananlara göre Aşkı Memnu isimli başyapıt dizide partner olan Beren Saat ve Kıvanç Tatlıtuğ’u yeniden bir araya getirecek dizinin Kral Kaybederse isimli kitaptan esinlenerek yayınlanacağı belirtiliyor. Kral Kaybederse kitabının konusu çokça merak edilirken, çocukluktan şekillenen karakterin ilerleyen yıllarda düzeltilemeyeceğini, bir avcının avına av olduğunu ve narsist tutumunun nasıl da törpülenmek durumunda kaldığını anlatıyor. Kral Kaybederse Kitabı Konusu Nedir?Kıvanç Tatlıtuğ ile Beren Saat’i tekrar aynı projede bulundurması planlanan Kral Kaybederse kitabının konusunun ne olduğu merak edilenler arasında yer aldı. Kenan isimli esas roman kahramanının çocukluk çağlarında aldığı yaralardan, yıkımlardan ve çaresizliklerden dolayı ilerleyen yaşlarında da bunun etkisi altında olduğu görülüyor. İlişkilerinde hep bağımlı bir kişilik bozukluğuna sahip olan Kenan karakterinin narsistik kişilik bozukluğunu da beraberinde taşıdığı yetişkinliği, bir aşkın da bertaraf olmasına neden oluyor. Çocukluk çağından yetişkinlik çağına kadar geçirdiği süreçteki şartlarını bir bir anlatan roman, bir psikiyatri kliniğine gelmesi ile yeniden gözden geçirerek okuyucuya tasvir Budayıcıoğlu Hayatı Ve Eserleri Nedir?Şu anda pek çok eserinin dizi formatına uyarlandığı Gülseren Budayıcıoğlu’nun hayatı sıklıkla merak edilenler arasında yerini alıyor. Televizyon ekranlarının hemen her kanalında Gülseren Budayıcıoğlu’nun eserlerinin yayınlandığını varsayarsak bu durum hiç de şaşırtıcı değil. Gülseren Budayıcıoğlu’nun hayatına bakacak olursak kendisi Ankara doğumlu uzman bir psikiyatrist. 1947 yılında hayata merhaba diyen Budayıcıoğlu, uzman doktorluğunun yanı sıra yazar ve sunucu kimlikleri ile de tanınıyor. TED Ankara Koleji, Ankara Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi mezunları arasında yer alan Budayıcıoğlu, tıp lisansı esnasında TRT’nin spikerlik sınavını kazanmış ve uzun yıllar boyunca TRT ekranlarında spikerlik ve spikerlik mesleği arasında sıkışıp kaldıktan sonra aynı yılın son ayında asistan olarak üniversitede göreve başladı. Hem spiker hem de asistanlığı aynı esnada kaçak yoldan yürüttüğü için üzerine dava açıldı ve asistanlık görevi sonlandırıldı. Tekrar TV ekranlarına dönen Budayıcıoğlu bu dönemde İnsan ve Dünyası isimli bir gündüz programını sundu. 2004 yılında ise kitap yazarlığına başlayan Budayıcıoğlu, pek çok eseri kaleme aldı. Gülseren Budayıcıolu’nun kaleme aldığı eserlerin ne olduğu ise merak edildi. Toplamda beş farklı kitap kaleme alan Budayıcıoğlu bir de çocuk kitabı yazdı. 2018’de kaleme aldığı çocuk kitabı Kral Teo oldu. Ardından ise Madalyonun İçi, Bir Psikiyatrın Not Defterinden isimli kitabını 2004’te yayına aldı. Peşi sıra geçen yıllarda da kitaplar yayınladı. Sırası ile Günahın Üç Rengi, Madalyonun Öteki Yüzü, 2011’de Hayata Dön, 2015’te Kral Kaybederse ve 2019’da da Camdaki Kız’ı yazdı.
Kral Kaybederse kitap özeti oku dizi haberlerinin gelmesi ile birlikte herkes tarafından merak edilmeye başlandı. Kral kaybederse kitap özeti oku, Kral kaybederse kimin kitabı gibi araştırmalar yoğun Son dönemlerde Gülseren Budayıcıoğlu'nun kitaplarından uyarlanan diziler izleyicilerden yoğun ilgi görüyor. Doğduğun Ev Kaderindir, Masumlar Apartmanı, Kırmızı Oda gibi diziler sonrasında Camdaki Kız dizisi de reytinglerde zirveyi yakalamayı başarmıştı. Gülseren Buğdaycı oğlundan güzel bir haber daha geldi ve Kral Kaybederse isimli kitabının senaryoya aktarıldığı açıklandı. Gerçek bir hayat hikayesi olan Kral Kaybederse dizisi merakla bekleniyor. Peki Kral Kaybederse sonu nasıl bitiyor? Kral Kaybederse kitap özeti oku ve detaylar haberimizde… Televizyon ekranlarında yeni sezon hazırlıkları hız kesmeden devam ediyor. Yeni sezonun en iddialı ve ses getirecek yapımlarından biri olması beklenen Kral Kaybederse dizisi içinde heyecan dorukta. Bu sezon kitaplarından uyarlama diziler sezona damga vuran Gülseren Budayıcıoğlu'nun bir kitabı daha yeni sezonda dizi olarak karşımıza çıkacak. Büyük bir merakla beklenen Kral Kaybederse dizisinin kitap özetine de ilgi son derece yüksek. Arama motorunda Gülseren Budayıcıoğlu, Kral Kaybederse kitap özeti oku araması yoğun olarak yapılıyor. Peki Kral Kaybederse kitabı ne zaman çıktı? Kral Kaybederse dizisinde kimler rol alacak? KRAL KAYBEDERSE KONUSU NE? Kral Kaybederse kitabı konusu ne sorusunun yanıtı en çok araştırılan konular arasında yer alıyor. Gülseren Budayıcıoğlu'nun Kral Kaybederse kitabı gerçek bir hayat hikayesini konu alıyor. Kitabın ana konusu ilişkide bağımlılık ve narsist kişilik bozukluğunun çocukluk temellerini ortaya döküyor. Kral Kaybederse romanı gerçek karakterler ve yaşanmış olaylardan yola çıkarken kitabın ana kahramanının ismi Kenan. Kenan karakteri iyi görünümlü hayatta başarılı bir kişi olmasına rağmen Narsist ve vurdumduymaz bir adam. Kral Kaybederse kitabında Kenan'ın çocukluğundan bugüne kadar karakterlerini şekillendiren şartlar konu alınıyor. Kenan etrafında sevilen ve popüler birisi yıkılmaz zannettiği egosu ise bir anda karşısına birçok kadının çıkması ile birlikte yerle bir oluyor. Bu olay sonrasında psikiyatriste giderek destek almaya başlıyor. KRAL KAYBEDERSE KİTABI SONU NASIL BİTİYOR? Gülseren Budayıcıoğlu'nun Kral Kaybederse kitabında çocukluk yıllarının insanoğlunun hayatını nasıl etkilediği net olarak ortaya konuluyor. Narsist kişilik bozukluğu olan Kenan'ın tedavi sürecini anlatan kitap uzun yıllar boyunca Kenan'a köle gibi itaat eden kadınların sonunda gerçeği kavraması ile birlikte devam ediyor. Dr. Gülseren Budayıcıoğlu Kral Kaybederse romanının sonunda Kenan karakteri doruklardan aşağıya inmeyeceğini düşünürken bir anda bir kadın sayesinde avken avcı durumuna düşüyor.
Ekranların fenomen dizilerinden biri olmaya aday Kral Kaybederse kitap özeti merak edenler için oldukça dikkat çekmekte. Gülseren Budayıcıoğlu’nun aynı isimli kitabından senaryoya aktarılması beklenen Kral Kaybederse gerçek hikayesi oldukça merak edilmekte. Kral Kaybederse dizisi sonu nasıl bitiyor? Ekranların yeni sezon dizilerinden biri olması beklenen ve merakla beklenen Kral Kaybederse dizisine yine Gülseren Budayıcıoğlu damgasını vuracak. Şimdiden oyuncularının merakla beklendiği Kral Kaybederse dizisinin kitap özeti de yoğun bir ilgi görmekte. Gülseren Budayıcıoğlu’nun aynı isimli kitabından senaryoya uyarlanacak olan Kral Kaybederse dizisi yeni sezonda Star ya da Show TV ekranlarında yayınlanacak. Daha öncesinde 2019 yılında projesi hazırlanan ancak bir türlü yapımına başlanamayan Kral Kaybederse dizisi için Beren Saat Belçim Bilgin ve Mehmet Günsur’un isimleri geçmekte. KRAL KAYBEDERSE KONUSU Kral Kaybederse, ilişkide bağımlılık ve narsistik kişilik bozukluğunun çocukluk temellerini ortaya döken bir romandır. Gerçek karakterler ve yaşanmış olaylardan yola çıkan Kral Kaybederse romanı; Kenan adında iyi görünümlü, narsist ve vurdumduymaz bir adamın çocukluğundan bugüne karakterini şekillendiren şartları anlatmaktadır. Tüm kadınların etrafında pervane olduğu bu adam, yıkılmaz zannettiği egosunu bir anda yerle bir edilmiş halde bulur. Ve çaresizliği onu bir psikiyatriste danışmaya sevk eder. KRAL KAYBEDERSE KİTAP ÖZETİ! KRAL KAYBEDERSE SONU NASIL BİTİYOR? İnsanoğlu ilk çocukluk yıllarında yaşadıklarından oldukça etkilenir. Henüz tam ortaya çıkmamış bir heykel gibidir o; hayat da onu ince ince şekillendirmeye çalışan usta bir heykeltıraş… Alır eline keskiyi, usul usul oyar. Ama bazen keskiyi öyle bir savurur ki, bir parça kopuverir ve o parçayı bir daha kimse yerine koyamaz. Kendini hep dorukta görüyor ve asla aşağı düşmeyeceğini sanıyordu. Ama bir gün hayat elindeki keskiyi ona da savuruverdi ve onun da koptu yüreği… Oysa pek çok kadının gönlüne taht kurmuş bir kraldı o… Uzun süre ne kendi inandı tahttan indiğine, ne de kadınlar. Ama bir şeylerin değiştiğini yine de ilk hisseden kadınlar oldu; ona yıllarca köle gibi itaat eden kadınlar… Psikiyatrist Dr. Gülseren Budayıcıoğlu Kral Kaybederse romanında, doruklardan aşağı inmeyeceğini sanan bir avcının avına av olup yuvarlanışını, kendini sevilmeyeceğine inandırmış mutsuz bir kadının da trajik hayatı içinde avken nasıl avcı olduğunu anlatıyor. Yazar Gülseren Budayıcıoğlu
Anasayfa / Edebiyat Kitapları / Roman Kral Kaybederse Hakkında Bilgiler Türü Roman Sayfa Sayısı 384 ISBN 9789751416575 Kapak Ciltsiz Ürün Özellikleri Ödeme Seçenekleri Kral Kaybederse Kısa Özet Avına av olan bir avcının hikâyesi...İnsanoğlu ilk çocukluk yıllarında yaşadıklarından çok etkilenir. Henüz tam ortaya çıkmamış bir heykel gibidir o; hayat da onu ince ince şekillendirmeye çalışan usta bir heykeltıraş... Alır eline keskiyi, usul usul oyar. Ama bazen keskiyi öyle bir savurur ki, bir parça kopuverir ve o parçayı bir daha kimse yerine koyamaz. Kendini hep dorukta görüyor ve asla aşağı düşmeyeceğini sanıyordu. Ama bir gün hayat elindeki keskiyi ona da savuruverdi ve onun da koptu yüreği...Oysa pek çok kadının gönlüne taht kurmuş bir kraldı o... Uzun süre ne kendi inandı tahttan indiğine, ne de kadınlar. Ama bir şeylerin değiştiğini yine de ilk hisseden kadınlar oldu; ona yıllarca köle gibi itaat eden kadınlar...Psikiyatrist Dr. Gülseren Budayıcıoğlu Kral Kaybederse romanında, doruklardan aşağı inmeyeceğini sanan bir avcının avına av olup yuvarlanışını, kendini sevilmeyeceğine inandırmış mutsuz bir kadının da trajik hayatı içinde avken nasıl avcı olduğunu anlatıyor.
gülseren budayıcıoğlu kral kaybederse oku